Dosya

Sorularla düşünülmüş, kaynağıyla yazılmış uzun yazılar.

Sorularla Akıllı Şehirler · 4/10

Dijital ikiz nedir: harita mı, model mi, ayna mı?

· Tansel Okay

Dijital ikiz kavramını uzun süredir duyuyorum, ama ne yazık ki henüz tamamlanmış bir şehir ikiziyle karşılaşmadım. Kurduğum tek dijital ikiz, kendi projelerimden birinin yazılımına ait. Bunun bana faydası, görece büyük bir yazılım projesini öncü yapay zekâ modelleriyle, gereksinimlerden koda giderek geliştirebilmek oldu. Gereksinim ve tasarımdan koda, koddan da gereksinim ve tasarıma iki yönlü güncellemeleri yapay zekâ benim için yaptı; ikisini bugüne kadar senkronize tutmayı başardık.

Yazılımda her iki taraf da dijital; birini değiştirdiğimde ötekini güncellemek görece kolay. Şehirde ise öteki taraf taştan, borudan ve insandan oluşuyor.

Bu dizinin ilk yazısından beri aynı döngüyle düşünüyorum: farkına var, karar ver, tepki ver. Bir önceki yazıyı dijital ikizle bitirmiştim: şehrin canlı bir kopyası, “farkına var” adımını kusursuzlaştırma iddiası. Şimdi o iddiaya, yazılım ile şehir arasındaki bu farkı aklımda tutarak yakından bakmak istiyorum. Bir not: Dijital ikiz, akıllı şehrin kendisi değil; onu anlamak için seçtiğim bir pencere. Şehrin dijital bir kopyasını oluşturmak, şehri anlamakla aynı şey mi?

Bir kelime, üç şey

“Dijital ikiz” denince üç ayrı şeyden söz ediliyor: şehrin 3B haritası, sensörlerden gelen canlı veri akışı ve “ya şöyle olursa?” diye soran bir simülasyon. Üçü de değerli, ama aynı şey değil.

Harita bile masum değil. Helsinki’nin 2019 raporu ilginç bir gözlem aktarıyor: bitmiş gibi görünen bir 3B model, bazı sakinlere planın da bitmiş olduğunu düşündürmüş; çözüm, planlanan binaları soluk renklerle göstermek olmuş.1 Almanya’daki Herrenberg kasabasının ikizini kuran araştırmacılar ise açık konuşuyor: kentsel bir dijital ikiz gerçeğin birebir kopyası değil; modellerin, verilerin ve simülasyonların konulduğu bir kap.2

Michael Grieves’e göre fikir 2003’te, Michigan Üniversitesi’ndeki ürün yaşam döngüsü dersinde doğdu; “dijital ikiz” adını ise NASA’dan John Vickers’a borçlu olduğunu yazıyor.3 Kısacası ikiz önce fabrikalar ve uzay araçları için düşünüldü. Şehre sonradan taşındı.

Model, gölge, ikiz

Mühendislikte bu karışıklığı ayıran bir sınıflandırma var.4 Veri elle güncelleniyorsa dijital model. Veri, gerçek şeyden kopyaya kendiliğinden akıyor; ama geri dönmüyorsa dijital gölge. İki yönlü bir bağ varsa, dijital bir ikiz vardır.

İngiltere’nin 2018’de yayımladığı Gemini İlkeleri aynı noktaya basıyor: ikizi diğer dijital modellerden ayıran şey, gerçek dünyayla bağlantısı. İki örnek veriyor: birinde geri dönüş, gerçek zamanlı kontrolle kendiliğinden oluyor; ötekinde ise yatırım kararlarıyla, yavaşça, insanların elinden geçerek gerçekleşiyor.5

Benim tanımım

Bu üç adı seviyorum, çünkü okura net bir dil sunuyor. Ama şehirde “iki yönlü bağ” çoğu zaman bir makinenin şehri doğrudan değiştirmesi değildir.

Bence ikiz, döngüyü kapatmak için kurulur. Hava istasyonlarını, kaza bilgisini ve trafik desenlerini birleştirir, olası bir olayı simüle eder ve sahadaki polise ve yoldaki sürücülere zamanında uyarılar gönderir. Geri dönüşü bir makine değil, bilgilendirilmiş insanlar sağlar. Ama uyarının sonucunu yeniden ölçmüyorsa döngü kapanmamıştır. Ekrandaki uyarı, biri harekete geçene kadar yalnızca bir vaattir. İkinci yazıdaki huzurevi kavşağını düşünüyorum: ekran darboğazı gördü ve bir öneri üretti; bir ikiz olsaydı, o önerinin yayaların başına ne getirdiğini de ölçmesi gerekirdi.

Bu tanımda yalnız değilim. ABD Ulusal Akademileri’nin 2024 raporu, dijital ikizi gerçek ikizinden gelen verilerle sürekli güncellenen, öngörü yeteneği olan ve değer yaratan kararlara bilgi veren bir yapı olarak tanımlıyor; bu kararların otomatik de olabileceğini, döngüde insan bulunarak da verilebileceğini söylüyor.6

Michael Batty, ikizlerin fiziksel sistemlerde gerçekle sıkı bağlandığını, ancak sosyal sistemlerde bu bağın çok daha gevşek olduğunu; bilgi aktarımının çoğu zaman otomatik bile olmadığını yazıyor. Şehir planlamasında “döngüdeki insan” vazgeçilmez.7 Gemini İlkeleri de bir yapı ikizinin insanın gerçekçi bir temsili olmadığını açıkça belirtiyor.5 Yani ayna şehri gösteriyor; içindeki insanları değil.

Bir ikizin neye bakacağını da insanlar seçiyor. Uyarı, ona aramasını söylediğimiz gelecek kadar iyidir. Örneğin bir su ikizini yalnızca ana boru patlamalarını yakalamak için kurarsak, yavaş sızıntılar ekranda hiç görünmez.

İşe yarıyor mu?

Savunucuların en güçlü noktası doğru: ikizin değeri, bir değişikliği gerçekte yapmadan önce denemekte. Bunun örnekleri var. Herrenberg’in sanal gerçeklik ikizini kuran araştırmacılar, bu aracın planlama toplantılarına normalde ulaşılamayan çocukları, gençleri ve göçmen kökenli sakinleri de sürece katabildiğini bildiriyor; ancak bunu küçük bir anket ve katılımcıların izlenimine dayanarak yapıyor.2 Helsinki’nin modeli, şehirdeki yaklaşık 1 milyon çatı ve cephe yüzeyi için güneş enerjisi hesaplamalarını herkese açık hale getiriyor.8 Dubai, Temmuz 2026’da açtığı ikizin kullanım alanları arasında yağış simülasyonunu da sayıyor.9 Teksas’ta bir araştırma ekibi, geçmiş sellerle karşılaştırarak doğruladığı bir sel ikizi geliştirdi.10

Ama dürüst olmak gerekirse, bulabildiğim kadarıyla bir şehir ikizinin gerçek kullanımda ne kadar zaman ya da para kazandırdığını ölçen bağımsız bir çalışma yok. Elimizdeki başarı rakamları ya şirketlerin ya da şehirlerin kendi beyanları ya da araştırma prototipleridir.

Zaman ve para önemli; ama bence asıl ölçü başka: ikiz, insanların hayatını iyi yönde değiştirdi mi? Daha güvenli bir kavşak, sele daha erken hazırlanan bir mahalle, planlamaya ilk kez katılabilen bir genç. İngiltere’nin Gemini İlkeleri de ilk ilke olarak bunu koyuyor: ikiz, gerçek bir kamu yararı sağlamalı.5 Bunu ölçmek, zamanı ve parayı ölçmekten çok daha zordur.

Yine de bence işe yarayabilir; ama bir koşulla. İkizi şehirle senkronize tutacak olan şey, iyi tanımlanmış, uygulanan ve denetlenen süreçlerdir. Şehirde herhangi bir aktörün yaptığı her değişikliği denetleyip ikize yansıtmak çok pahalı; bu yüzden ikizin kapsamı dikkatle seçilmelidir. Şehrin her şeyinin ikizini kurmaya kalkmak, bitmeyecek bir iş. Neyin gerçekten işe yaradığı sorusuna dizinin sonunda döneceğim.

İstanbul: tek bir soru

Bence en dürüst ikiz, tek bir soru etrafında kurulan ikizdir. İstanbul’un afet odaklı dijital ikizi tam olarak bu: depremden önce, deprem anında ve sonrasında ne olacağını simüle etmek için tasarlanan bir pilot proje. ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı’nın hibesiyle 2024’te başladı.11 2025’te Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası’nın sosyal uyum ödülünü kazandı.12

Ödül önemli; ama benim tanımıma göre soru başka: uyarı sahaya ulaşıyor mu, sonuç ölçülüyor mu? Bulabildiğim kadarıyla bu ikizin sonuçları henüz yayımlanmadı. Ama deprem bu testi biraz değiştiriyor: seyrek ve yıkıcı bir olayda döngüyü gerçek felaketle kapatmayı bekleyemeyiz. O yüzden ölçmemiz gereken, depremin ardından olan değil; ikizin, deprem gelmeden hazırlığı gerçekten değiştirip değiştirmediğidir.

O hâlde: harita mı, model mi, ayna mı?

Bu yazıyı bitirirken aklımda iki kopukluk kalıyor.

Birincisi ikiz ile şehir arasında. Şehri birçok aktör sürekli, bazen de kimseye haber vermeden değiştiriyor. Bir hattın nereden geçeceğini dijital modelde çizebiliriz; ama sahada başka bir yerden geçiyorsa ve bunu kimse modele işlemediyse, ikiz var olmayan bir şehri göstermeye devam eder. İkizi güncel tutmak başlı başına bir iş. Yazılım ikizimde iki taraf da dijital olduğu için bu iş görece kolaydı; şehirde aynı işi süreçler yapmak zorunda.

İkincisi, ikiz ile insan arasında. Diyelim ki ikiz doğru. Ürettiği yanıt otomatik değilse insana takılır; insanların öncelikleri ve anlayışları, ikizin önerdiğiyle aynı olmayabilir. Gerçekte olanla ikizin beklediği ayrışır.

Bu iki kopukluk tesadüf değil. İkinci yazıda şehrin üçüncü tür bir problem olduğunu söylemiştim: örgütlü karmaşıklık — birbirine bağlı davranan çok sayıda etken, ne basit bir makine ne de ortalamaya gelen bir kalabalık. İkiz de sonuçta şehri bir panodan okuma denemesi; oysa şehrin tamamını tek bir panodan okuyabileceğimizi sanmak, o yazıda dediğim gibi, problemin türünü yanlış anlamaktır. Bu yüzden ikizin vaatlerine temkinliyim: iyi bir ikiz görmeyi ve düşünmeyi kolaylaştırabilir, ama örgütlü karmaşıklığı çözemez, onu bir kontrol paneline de sığdıramaz.

Bu iki kopukluğu da ancak testimin son adımı yakalayabilir: sonucu yeniden ölçmek. Ölçmek, yalnızca insanların harekete geçip geçmediğini değil, aynı zamanda ikizin nerede yanıldığını da gösterir. Bazen haklı olan ikiz değil, sahadaki insandır. Demek ki insan, ikizin hem sınırı hem güvencesi: örgütlü karmaşıklığı tek başına çözemediği yer ile yanıldığında düzeltildiği yer aynı — döngüdeki insan.

Bana kalırsa bugün şehirlerin “ikiz” dediği şeylerin çoğu, iyi yapılmış bir harita ya da şehri bize gösteren bir ayna. İkiz olmaları için bu iki kopukluğu kapatan bir döngü gerekiyor; bu da makineden çok insanların işi.

Ama bir şey kesin: hangi türü olursa olsun, ikizin “farkına var” adımı verilerle besleniyor. Kameralar, sensörler, telefonlar, kayıtlar. Bir sonraki yazının sorusu şu: İkizi ne besliyor, o veri kimin?

Bu yazıyı kendi geliştirdiğim Düşünce Stüdyosu ve Claude'un yardımıyla, kaynakları inceleyerek yazdım.

Yayımlanmadan önce Emel Okay okudu; geri bildirimleriyle yazıyı daha iyi yaptı. Kalan hatalar benim.

Notlar ve kaynaklar

Her not, metnin dayandığı ifadeyi kaynağın kendi dilinde verir; sonra kaynak.

not İfade (özgün dilinde) Kaynak
1 “It has been mentioned that a finalized 3D model might make some residents assume that the plan is final. However, … displaying buildings as light figures helps to emphasizes their”incompleteness”…” City of Helsinki, The Kalasatama Digital Twins Project, 2 Mayıs 2019, s. 37
2 “An urban digital twin is not the exact copy of reality, but a sophisticated abstraction of ibidem. … An urban digital twin can be best characterized as a container for models, data, and simulations.” · “…can include groups of people that are otherwise not easily reached by such formats, such as children, teenagers, residents with a migration background…” F. Dembski vd., “Urban Digital Twins for Smart Cities and Citizens: The Case Study of Herrenberg, Germany”, Sustainability 12(6), 2020
3 “The concept of a virtual, digital equivalent to a physical product or the Digital Twin was introduced in 2003 at my University of Michigan Executive Course on Product Lifecycle Management (PLM).” · “I attributed it to John Vickers of NASA whom I work with.” M. Grieves, Digital Twin: Manufacturing Excellence through Virtual Factory Replication, 2014, s. 1
4 “…Kritzinger et al. [39]’s categorical review focuses on production science and categorically lists the papers in the areas of Digital Twin, Digital Shadow and Digital Model…” A. Sharma vd., “Digital Twins: State of the Art Theory and Practice, Challenges, and Open Research Questions”, arXiv 2011.02833 · temel çalışma: W. Kritzinger vd., “Digital Twin in manufacturing: A categorical literature review and classification”, IFAC-PapersOnLine 51(11), 2018, 1016–1022 (DOI)
5 “What distinguishes a digital twin from any other digital model is its connection to the physical twin.” · “…feedback into the physical twin via real-time control.” · “…feedback into the physical twin via the capital investment process.” · “…a digital twin of the built environment is not intended to be a ‘realistic digital representation’ of a human. · Public good:”Must be used to deliver genuine public benefit in perpetuity” (s. 7)” Centre for Digital Built Britain, The Gemini Principles, Aralık 2018, s. 11
6 “A digital twin is a set of virtual information constructs that mimics the structure, context, and behavior of a natural, engineered, or social system (or system-of-systems), is dynamically updated with data from its physical twin, has a predictive capability, and informs decisions that realize value.” · “…to enable decision-making, either automatic or with humans-in-the-loop.” National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine, Foundational Research Gaps and Future Directions for Digital Twins, 2024
7 “…much weaker and looser when twins are being constructed for social, economic and organizational systems where the transfer of information between the real and its twin is often non-automated and sometimes non-digital.” · “In this sense, we speak of the”human in the loop”.” M. Batty, “Digital Twins in City Planning”, CASA Working Paper 237, UCL, Aralık 2023, s. 2–3 (Nature Computational Science 4, 2024’teki makalenin ön sürümü)
8 “The model also includes solar energy calculations for all roof and wall surfaces in Helsinki … In total, there are nearly a million surfaces.” City of Helsinki, “Helsinki 3D”
9 “…practical applications in urban planning, infrastructure and asset management, rainfall simulation, and digital solutions that support decision-making” · “…3D models of more than 195,000 buildings across the emirate…” Government of Dubai Media Office, 2 Temmuz 2026
10 “Validation of FlowsDT-Galveston is done by comparing its outputs based on historical flood events with reported flooded areas from social and news media during those events.” Mandal, Zou vd., “FlowsDT: A geospatial digital twin for navigating urban flood dynamics”, Computers, Environment and Urban Systems, 2026
11 “The pilot project will use digital twin technology to improve earthquake disaster management in Istanbul.” USTDA, 12 Aralık 2024
12 “Digital Twin, from Türkiye, is the winner of this year’s CEB Award for Social Cohesion” · “The €45,000 prize was awarded to Digital Twin for its transformative impact on disaster relief planning in Istanbul.” Council of Europe Development Bank, 3 Nisan 2025